Ana Sayfa / Genel / Anoreksiya Nedir?

Anoreksiya Nedir?

Özellikle ülkemizde buluğ çağına erişmiş kız çocuklarında kendini gösteren, kilolarıyla bir türlü barışık olmayan kızların ne kadar zayıflarlarsa zayıflasınlar bunu yeterli görmeme ve bunun sonucu olarak kilolardan aşırı korkan bir yapıya sahip olmalarıyla sonuçlanan rahatsızlıktır.

Araştırmalar anoreksiya nevroza hakkında gerçekçi istatistiklere sahip değildir; çünkü bu hastalık günümüzün çılgın modası diyet ile aşırı benzerlik göstermektedir. Bu hastalık şüphesi bulunan kişilerin kullandığı yegâne savunma mekanizması rejimde oldukları bahanesidir. Bu bahane, hastaları, hastalığı kabul etmekten ve tedaviye başlamaktan alıkoymaktadır. Sadece kızlarda değil erkeklerde de görülen bu hastalık, görülme sıklığının % 5-10 aralığında olması nedeniyle kayda pek geçmemektedir.
Kızlarda daha çok görülmesinin, özellikle fiziksel değişim yaşadıkları ve kabul edilme ihtiyacının doruğunda oldukları ergenlik döneminde dış görünüşe aşırı önem vermelerinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Anoreksiya Nevroza Belirtileri Nelerdir?

Anoreksiya nevrozanın hemen hemen tüm belirtileri kişinin aç kalması ve gerekli vitamin ve proteinleri almaması sonucu ortaya çıkmaktadır. En yaygın belirtiler:

  • Soğuktan aşırı etkilenme
  • Boşaltım sisteminin eskisine oranlar oldukça yavaşlaması
  • Kabızlık durumu
  • Kan basıncının sürekli düşmesi
  • Nabız ölçümlerinde yavaş seyreden nabız tespiti
  • Kusma
  • Daha da zayıflamak için bağırsak hareketlerini hızlandırıcı ilaçların aşırı kullanılması
  • Kandaki potasyum miktarının düşmesi sonucu elektrolit bozukluklarının oluşması
  • Kemik yoğunluğunun yaş grubun göre
  • Adet kanamalarının kesilmesi
  • Osteoporoz

Bu hastalıkta kişiler normale göre zayıf olmalarına, gittikçe kilo vermelerine ve sağlıklarını kaybetme pahasına erimelerine karşın, bir türlü istedikleri görünüme kavuşmadıklarını, yine de zayıflamaya devam etmelerini gerektiklerini düşünmektedirler. Sağlık problemleri oluşsa da geçici olarak tedaviyi kabullenirler ancak doktor gözetiminden ayrılır ayrılmaz eski tutumlarını devam ettirmeye başlarlar.

Günlük 300 kaloriye kadar azalabilen beslenme alışkanlıkları olabilmektedir. Hiçbir şekilde un içeren, şekerli ve yağlı besinleri tüketmezler. Bilerek kusan, beden egzersizlerini abartan, bağırsakları hızlandıran ilaçları dozundan fazla kullanan bile vardır. Ne kadar zayıflama tutkunu olurlarsa olsunlar, lezzetli gıdaların hayalini kurmaktan da çekinmezler. Bu dürtülerini bastırmak için, yakınlarına güzel yemekler hazırlar ve yemelerini izlerler. Kendi paylarına düşeni ise bitirmeden geri kaldırırlar.
Vücutlarının zayıf düştüğü anlarda tam tersi tepki göstererek abartılı bir yeme nöbeti yaşayabilirler. Sonrasında pişman olunca ise kusarak veya ilaç kullanarak yediklerini çıkarma gayretine girerler. Bu psikoloji, tartıları kişilerin vazgeçilmez aletleri arasına yerleştirir. Gün içinde sayısız kere kilolarını tartabilir, kilolu olduklarından yakınabilir ve bir sonraki öğünde yemeleri gereken en küçük parçayı bile yemekten vazgeçebilirler.

Anoreksiya nevroz geçirilen dönemlerde cinselliğe ilgi de oldukça azalır. Cinsel istek kaybının yaşandığı bu dönemde, bu hastalığa ek olarak, anksiyete, depresyon, obsesif kompülsif bozukluk, sosyal fobi ve mizaç problemleri de yaşanabilmektedir.
Bu hastaların en belirgin kişilik özellikleri ise benlik saygılarının düşük olması, mükemmel olma arzusu, sosyal olarak kendine güvenin yitirilmesi ve içe dönüklüktür.
Kişiye anoreksiya nevroza tanısı konmadan önce tıbbi araştırmaları ve tetkikleri iyice yapılmalı ve anlamlı bir bulguya rastlanmaz ise tanı koyma aşamasına geçilmelidir.
Hastaların yüzden 20’si iyileşebilmekte, % 20’si hiçbir şekilde düzelmemekte, kalan % 60’lık kesim ise bazen normale dönerek bazen ise tekrar hastalanarak hayatlarına devam etmektedirler.

Anoreksiya Nevroza Tedavisi Nasıldır?

Bu rahatsızlığın kökeninde ebeveyn ve diğer aile bireylerinin tutumları da rol oynadığında tedavide hem hastanın kendisi hem de ailesi birlikte yer almalıdır. Hastaların aile ile birlikte katılmaları çoğunlukla zor olmaktadır; çünkü genelde kişiyi tedaviye zorlayan ailesi olmaktadır. Belirgin bir şekilde hasta olan kişiler bile durumlarını kabullenmediğinden ve ailelerinin durumu çarpıttıklarından yakınırlar.
Tedavinin temelinde hastanın benlik algısını değiştirmek, olaylara ve kişilere yaklaşımında farklılıklar oluşturmak yatar. Hasta kendini beğenmeyi başarabildiğinde, hayatın sadece dış görünüşten ibaret olmadığı anladığında tedavi yarı yarıya sonuçlanmış olur. Buna paralel olarak hastanın beslenme düzeninin geri kazanılması ve kaybettiği enerjinin yeniden depolanması gerekir.

Az önce de belirttiğim gibi hasta tedaviye dolayısıyla terapiste karşı ön yargı geliştirmiş olabilir. Böyle bir durumda hastayı anlayışla karşılamak, terapötik becerilerin kullanılarak empati kurup hastaya tedavinin faydalarını anlatmak ve sonucunu düşündürmek önemlidir. Hasta tedavinin başarıya ulaşması için bir yandan da kilo artışı sağlaması gerektiğini hissetmelidir. Sağlık problemi yaşamaya başlayanların fiziksel tedavisi ve beslenmeleri klinikte yapılacak ise hasta buna tüm süre boyunca dahil olacak şekilde ikna edilmelidir.

Anoreksiya nevrozayı şiddetli yaşayanların aniden baş gösteren sağlık problemleri durumu söz konusuysa hasta, hastaneye gönüllü olup olmadığına bakılmaksızın yatırılmalı ve terapi sürecine, yatarken hazırlanmalıdır.

Sonuç olarak belirtmek gerekirse; anoreksiya nevroza bireyin hayatını tehlikeye atabileceği bir rahatsızlık olduğu için, şüphe belirir belirmez terapist ile iletişime geçmek, terapistten hastayı ikna edici yöntemleri öğrenmek ve bunları hastayla konuşmak önemlidir. Zira hastalığın ilerleyen boyutlarında, protein eksikliğinden kaynaklanan diğer rahatsızlıklar baş gösterebilir ve aynı anda birden fazla sağlık biriminden (dahiliye, endokronoloji, diyetisyen, ortopedi ve kadın doğum gibi) yardım almak zorunda kalabilirsiniz.

Bu da var

Bipolar Bozukluk Nedir?

Literatürde önceleri manik-depresif psikoz olarak adlandırılan bu duygudurum bozukluğu, günümüz literatüründe bipolar duygulanım bozukluğu olarak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir